ARABALAR FİLMİNİN ÖYKÜSÜ (2. BÖLÜM)

2007-10-19 21:56:00

Araba çetesi Mack’i öne arkaya sallamaya başladı. Mack yoldan çıktı ve rafta duran kupalardan biri sarsıntıdan rampa indirme düğmesinin üzerine düştü. Olamaz! Orada uzanmış şöhret ve servet hakkında en tatlı rüyaları görürken, bir anda otobanın ortasına yuvarlanıvermiştim. Aah! Ne büyük bir şaşkınlık yaşadığımı hayal edemezsiniz. Birdenbire arabalar burnumun ucunda kornalarını çalmaya başladı. Hiçbir şey göremiyordum. Farlar gözlerimi kamaştırmıştı.

 

Hemen Mack’i bulmam gerekiyordu, ama yanlış bir yola saplanmış olmalıydım, çünkü kendimi eski 66. Otoyol’da bulmuştum. Mack görünürde yoktu ve arkamdan bir siren sesi geliyordu. İtiraf etmeliyim ki, paniğe kapıldım ve tüm hızımla uykuya dalmış, küçük bir kasabaya girdim. Kapkaranlık kasabanın sokaklarında dört dönmeye başladım. Karşıma çıkan her şeye çarptım ve nasıl olduğunu bilmiyorum, ama kendimi sersemlemiş halde, bir telefon direğinin tepesinde tepetaklak asılı buldum.

 

“Başın büyük dertte,” dedi yaşlı polis arabası.

 

Sonrasını hiç hatırlamıyorum, herhalde bayılmış olmalıyım.

 

Ertesi sabah bir çekici beni uyandırdı.

 

“Benim adım Mater,” dedi eski dişli ağzında aptalca bir gülümsemeyle.

 

“Neredeyim ben?” diye sordum.

 

“Karbüratör Bölgesi’nin en şirin kasabasındasın, yani Radyatör Kasabası’nda,” dedi.

 

“Dinle Mater, benim Kaliforniya’ya gitmem gerek,” diye anlatmaya başladım. “Kazanmam gereken bir yarış var.”

 

Tam o sırada Şerif çıkageldi. “Mater, bir iyilik yap da bu trafik canavarını mahkemeye kadar götür!” dedi.

DEVAM EDECEK...

84
0
0
Yorum Yaz