Hoca merhum, bir epeyce paradan puldan çıkmış; süslü püslü bir yular yaptırmış eşeğine. Ama, eloğlu bu gözden sürmeyi çekiyor eşeğin başında yular bırakır mı? Hocanın hevesi kursağında kalmış. Ne de olsa mal, canın yongası; üzülmez olur mu, üzülmüş ama, eşeğin yanında pek belli etmemiş bunu. Getirip götürürken de kulaklarını okşayarak avutmaya çalışmış onu. Ne ise, gel zaman bir gün o yuları bir mısır eşeğinde görmesin mi!
“Allah Allah, demiş Hoca; bu eşeğin başı bizim ama, gövdesi nasıl oldu da değişti böyle!”