HUYLU, HUYUNDAN GEÇER Mİ?

2007-09-17 18:49:00

Bir gün Hoca, Kadıya hal, hatır sormaya gitmiş ama, adamcağız işten başını kaldırıp da iki he, bir yok edecekleri sırada, bir yalancı şahit getirmişler. Adam, diline kuvvet, epeyce atıp eğirmiş ama, yalancının mumu yatsıya kadar sürecek değil ya, sağı, solu dinleyince yalancılığı ayan beyan ortaya çıkmış, çıkmış ya, eskisi gibi yalan söyleyenin dilini kesmiyor, eşeğe ters bindirip çarşı, pazar dolaştırmıyorlarmış. Nasıl olsa, Hoca’nın eşeği kapıda bağlı, o Kadı ile hoş beş edinceye kadar biz dünyayı dolaşırız demişler, Hoca’nın eşeğine bindirip dolaştırmışlar ama, meğer adam, yalancılığı iş, güç edinmiş. İki gün sonra çat kapı, Kadıdan bir selam, eşeğini alıp götürmüşler. İyi ya, bu bir olur, iki olur, üçüncüsü hiç olur. Günün birinde gene bu yalancı şahit için eşeğini isteyince Hoca’nın rengi atmış:  “Varın şu herife söyleyin; ya bu sanatından vazgeçsin ya da yanında yedek bir mektup bulundursun!” demiş. Devamı

KEDİ KÖPEK KAVGASI

2007-09-14 14:38:00

Bir varmış bir yokmuş. Ormanda ağaç çokmuş. Koca koca çınarlar, kerestelik köknarlar, çamlar, gürgenler, meşeler, hep oradaymış. Maymunlar daldan dala atlarken sincaplar fındık toplarmış. Ormanın kendine göre kuralları varmış. Kuralları aslan koyarmış. Yine bir gün Aslan ormana haber salmış. Telli turuna üç gün önce orman halkını dolaşmış. Aslanın kendileriyle bir konuyu görüşeceğini bildirmiş. Ayılar koca çınarın dibini süpürüp toplantı yerini düzenlemişler. Gündemi alan yerine oturmuş. Sözcü yerine geçmiş. Yazıcılar hazırlanmış. Kral Aslan gelip toplantıyı açmış. Yoklamada anlaşılmış ki deve ortalarda yok. – Git deveyi buraya getir, demiş aslan kopeğe. – Emredersiniz, sayın kralım, ama ben deveyi tanımıyorum, demiş Köpek. Aslan: - Tanımayacak ne var? Eğri büğrü, kambur bir hayvan. Köpek bu tanım üzerine yola çıkmış. Ağaç altlarını aramış yok. Dere boyunu aramış bulamamış. Çayırda da bulamayınca çalılıklar arasına gitmiş. Kendi kendine söylenerek yürüyormuş. Bu sıcakta deve aranır mı hiç? Ortalıkta dolaşacak değil ya, kim bilir nerede uyuyordur. Köpek devenin bu sorumsuzluğuna pek öfkelenmiş. Pek de dalgınmış. Birden bir çalının arkasında bir kedi çıkmasın mı? Köpek hiç ummazken karşısına bir şey çıkıverince irkilmiş. Havlayarak kedinin üzerine yürümüş. Birdenbire karşısında köpeği görünce kedi de korkmuş. – Miyaaavv! … tısss! Deyip tortop olmuş. Olduğu yere çökmüş. Kafasını yere yapıştırmış, sırtını kamburlaştırmış, kuyruğunu kıvırmış. Kediyle köpek her nasılsa birbirlerini tanımıyorlarmış. Köpek sırtında kambur kuyruğunda eğrili görünce kediyi deve sanmış. - Yürü, demiş. Kral aslan seni toplantıya çağırıyor. Köpek önde kedi arkada toplantı yerine gelmişler. Köpek kediyi orta yerde dikiltip: - İşte, deveyi getirdim, demiş. Demesiyle birlikte orman çınlamış. Tüm hayvanlar katıla katıla gülmüşler. Kediyi gösterip: - Aaa, deveye bak, diyerek köpekle dalga geçmişler. Kral aslan bile gülerek: - O deve değil kedi, demiş. İşte o za... Devamı

BMW

2007-07-31 18:43:00

Devamı

TAVŞAN İLE KAPLUMBAĞA

2007-07-26 17:19:00

Bir varmış, bir yokmuş… herkesten hızlı koşmakla övünen bir tavşan varmış. Bu tavşan, daima kaplumbağanın yavaşlığı ile dalga geçermiş. Sonunda kaplumbağa ona: “Sen kendini ne sanıyorsun? Tamam, hızlı koştuğun doğru, ama sen de geçilebilirsin! ” diye yanıt vermiş. Tavşanı gülme tutmuş: “ Beni koşuda geçmek, ha ? Kim geçecekmiş? Yoksa sen mi? O kadar hızlıyım ki, kimse beni geçemez! İstediğin şey üzerine bahse girerim, kabul ediyor musun? “Kendisine bu derecede tepeden bakılmasından rahatsızlık duyan kaplumbağa, bu meydan okumayı kabul etmiş. Yarış parkuru belirlenmiş ve ertesi sabah, gün doğarken başlangıç çizgisine gelmişler. Kaplumbağa, kaderine boyun eğip yavaş yavaş ilerlemeye başlamış. Tavşan ise uykusuzluktan esneyip duruyormuş. Uykunun ağırlıyla göz kapakları inen tavşan, rakibinin ne kadar ağır ilerlediğini görerek bir parça kestirmeye karar vermiş. “Sen rahat rahat git, ben daha sonra, dört sıçrayışta sana yetişirim. “ Rahatsız bir uykunun ardından, nihayet sıçrayarak gözleriyle kaplumbağayı aramış. Oysa o hala çok yakınındaymış: Henüz yolun üçte birini bile aşamamış. Bunun üzerine, iyice rahatlayan tavşan, kahvaltı etmeye yetecek zamanı olduğuna karar vermiş. Yakınındaki bir tarlada çok güzel havuçlar görmüş ve iştahla havuç yemeye koyulmuş. Ama hem çok fazla yediği, hem de güneş iyice yükseldiği için, yeniden uykusu gelmiş. Yolun yarısına gelmiş olan kaplumbağaya şöyle bir baktıktan sonra, bitiş çizgisine gitmeden önce biraz daha kestirmeye karar vermiş. Onu geçtiğinde kaplumbağanın yüzünün alacağı şekli düşününce, gülerek uykuya dalmış. Çok geçmeden mutlulukla horluyormuş. Güneş ufuk çizgisine inişe geçmeye başladığı sırada, sabahtan beri hedefine doğru azimle ilerlemekte olan kaplumbağanın parkurun sonuna varmasına bir metreden biraz fazla kalmış. İşte o anda, tavşan korku içinde uyanıvermiş: Uzaklarda, çok uzaklarda kaplumbağayı görmüş ve koşarak peşine düşmüş. Uzun bacaklarını ileri geri hızla hareket ettirere... Devamı

KARDAN ADAM

2007-07-25 19:14:00

Bu kardan adamı kışın annem ve babamla birlikte yapmıştık. Sizlerle de paylaşmak istedim. Başkaları yıkmadan sen yık dediler babam ve annem. Ama yıkarken yine de çok üzülmüştüm. Devamı

LUIGI ve GUIDO

2007-07-22 11:22:00

LUIGI ve GUIDO Luigi, “Luigi’ nin Casa Della Lastikleri ” adlı dükkanı işleten 1959 model bir Fiat 500’ dür. Sıcakkanlı bir İtalyan olan Lugi, müşterilerine sadece yeni lastikleri sunmakla kalmaz, onları pozitif enerjisiyle de etkiler. Yarış tutkunu olan Lugi, McQueen’ le tanıştığı için heyecanlıdır. Asistanı Guido ise küçük bir İtalyan forkliftidir. Patronu gibi Ferrari hayranı olan Guido’ nun en büyük hayali, gerçek bir yarış arabasına pit stop bakımı yapmaktır. Luıgı: 1. Gerçek bir Ferrari hayranıdır. Guıdo: 2. Yapabildiği en yüksek hız saatte 32 km’ dir. Bu ancak güzel havalarda ve yokuş aşağı giderken… Devamı

DOLMUŞ

2007-07-18 11:34:00

DOLMUŞ Dolmuş Radyatör Kasabası’nın 1960 model Volkswagen minibüs ve aynı zamanda kasabanın hippisidir. Bireyselliğe ve doğal hayata inan Dolmuş, kendi organik yakıtını hazırlamaya çalışır. Elbette bu yakıtını yararlarından söz etmeye bayılır. Geliştirdiği çok sayıdaki komplo teorisi ve ilginç bahçesiyle, komşusu eski ordu cipi Serge’ i çileden çıkarır. Ama ne kadar didişseler de birbirleri olmadan yaşayamazlar. EĞLENCELİ BİLGİLER: 1.Yağı, benzini ve fren pabuçları organik. 2. Felsefesi: “Sadece iyi geçinelim dostum.”  Devamı

RAMONE

2007-07-17 19:08:00

RAMONE 1959 model bir lmpala olan Ramone, “Ramone’ un Kaporta Sanatları” dükkanını da sahibidir. Gerçek bir sanatçıdır; boya ve metalle arabalar üzerinde mucizeler yaratabilir. Ancak yıllardır kimseye kaporta boya yapmamıştır. Şimdilik sanatını kendi üzerinde sergiler. En büyük istediği Şimşek McQueen’ in kaportasını boyamaktır. EĞLENCELİ BİLGİLER: 1. Büyük aşkı Flo ile yıllardır evli 2. Felsefesi: “Alçaktan ve yavaş git… Bunu yaparken de güzel gözük!” Devamı

MATER

2007-07-17 19:06:00

MATER Radyatör Kasabası’nın tek çekicisi olan Mater,kocaman bir yüreğe sahiptir. Mater, “Çekici Mater, Çekici ve Kurtarma Hizmetleri”ni ve kasabanın otoparkını işletir. Biraz paslanmış olsa da Radyatör Kasabası’nın en hızlı çekme halatına sahiptir ve her zaman ilk koşan arabadır. Her şeye iyi tarafından bakar. Kasabada Şimşek McQueen’le ilk arkadaşlık kuran da Mater’ dir. EĞLENCELİ BİLGİLER: 1.Şimşek McQueen’ in en iyi arkadaşı. 2.Kendine göre “Dünyanın en iyi geri gidebilen arabası” . 3. En büyük hayali, helikopter kullanmak. Devamı

SALLY

2007-07-16 16:07:00

SALLY Kaliforniyalı Sally, güzel bir 2002 model Porsche 911’dir. Şehirdeki hızlı hayattan bunalınca, sakin bir yer olan Radyatör Kasabası’nda yeni bir başlangıç yapar. Cazibeli ve akıllı Sally, kasabanın bir gün yeniden haritalardaki yerine kavuşacağı umuduyla kendini canlanmasına adar. McQueen, Sally’ nin Radyatör kasabası’na neden bu kadar bağlı olduğunu anlayamaz. Ta ki Sally ona hayatta kupalardan ve şöhretten daha önemli şeyler olduğunu gösterene kadar… EĞLENCELİ BİLGİLER 1.Kasabadaki “Rahat Huni Motel” ni işletmecisi. 2.McQueen’ in ona taktığı lakap: Stickers. Devamı

DOC HUDSON

2007-07-15 22:34:00

DOC HUDSON 1951 model bir Hudson Hornet olan Doc Hudson, sakin görüntüsünün  ardında gizemli bir geçmişe sahip kasaba doktoru, yani tamircisidir. Radyatör Kasabası’nın bu tanışmış ismi, bölge kliniğini -yani tamirhaneyi- işletir. Az konuşmasına rağmen sağlıklarıyla ilgilendiği için kasaba halkı tarafından çok sevilir. McQueen’ in kibirli tavırlarından etkilenmeyen Doc Hudson, bu yarış arabasına bulaşmak istemez. McQueen ise Doc’ u büyükbaba arabası olarak görür. Sonunda Doc, McQueen’ e yarış pistinde uygulayabileceği dersler verir. EĞLENCELİ BİLGİLER: 1. Kasabanın hem doktoru hem de yargıcı. 2. Kaputunun altında bazı sürprizler gizli. Devamı

ŞİMŞEK McQUEEN

2007-07-15 14:41:00

ŞİMŞEK McQUEEN Şimşek McQueen, Piston Kupası’nı kazanmaya aday en genç yarış arabasıdır. Aklında sadece iki şey vardır: Kazanmak ve şöhret olmak. Ancak McQueen  için olaylar çok farklı gelişir. Artık neredeyse haritalardan silinen Radyatör Kasabası’nda kaybolur. Orada yeni insanlarla tanışan Şimşek McQueen, kurduğu dostluklar sonucunda hayattaki hedeflerini gözden geçirmeye karar verir. EĞLENCELİ BİLGİLER: 1. En yüksek hız: Saatte 321,8 km , 0’dan 60 kilometreye 4,5saniye.2. Gümüş rengi şimşek çıkartmasının kendisine uğurlu geldiğine inanıyor. Devamı

CHICK

2007-07-15 11:52:00

CHICK Chick Hicks, tecrübeli bir yarış arabasıdır. Tampon darbeleri ve çeşitli hilelerle diğer arabaların toplamında daha fazla ikincilik kazanmıştır. Chick’ in sürekli ikinci olmasının nedeni, dünyanın en büyük yarış şampiyonu olan rakibi’ Kral dır. Yıllardır Kral’ın gölgesinde kalan Chick artık hamlesini yapmaya hazırdır. Amacı Piston Kupası’nı kazanmak ve “Chick Devri”ni başlatmaktır. Şampiyonluk yolunda karşılaştığı en büyük engel ise kupaya göz diken Şimşek McQueen’dir. EĞLENCELİ BİLGİLER: 1. Chick’in v8 motoru yüzde 100 tutkuyla güçlendirilmiştir. 2. Chick’in kaportası baştan sona logolarla kaplı. Devamı

KRAL

2007-07-14 14:59:00

KRAL Kral olarak bilinen Strip Weathers, 1970 model bir Plymouth Superbird’dür.Piston Kupası’nı en çok kazanan araba olmasına rağmen, gerçek bir şampiyon olmak için kupadan fazlasının gerektiğinin farkındadır.Her şeyden önce çok çalışmayı, ekip ruhunu korumayı ve karısına vakit ayırmayı önemser.Kral sezon sonunda emekli olmayı planlamakta ve Dinoco sponsorluğu başkasına devretmeyi düşünmektedir.yetişmekte olan tüm yarışçılar, özellikle McQueen ona hayrandır ve onun yerini almak için her şeyi yapmaya hazırdır. EĞLENCELİ BİLGİLER: 1.     Sponsoru şampiyonların benzini Dinoco’dur. 2.     Pistlerde saatte 320 km’nin üzerinde hız yapar. Devamı

KURŞUN ASKER

2007-07-05 19:00:00

Bir varmış, bir yokmuş… bir sürü oyuncağı olan bir çocuk varmış. Oyuncaklarını odasında tutar ve gün boyunca onlarla oynayarak çok güzel saatler geçirirmiş. En sevdiği oyunlardan biri, kurşun askerlerin savaşıymış. Askerileri karşı karşıya dizer ve savaştırırmış… bu askerler ona ilk armağan edildiğinde, bir döküm hatası yüzünden, içlerinden birinin bir bacağının olmadığını fark etmiş. Yine de, oyun oynarken, sakat askeri en başarılıları olmaya teşvik etmek için, herkesin önüne, ilk sıraya koyarmış. Çocuk, geceleri oyuncaklarının canlandığını ve aralarında konuştuklarını bilmezmiş; sık sık da, sık sık da, bütün askerlerini sıraya dizip bırakırken, bacağı olmayanı diğer oyuncaklarının arasında unuturmuş. Böylece, kurşun asker, kendini yine kendisi gibi metalden yapılma, hoş bir balerinle konuşur bulmuş. Aralarında büyük bir yakınlık doğmuş ve yavaş yavaş, neredeyse hiç farkında olmadan, askercik kıza aşık olmuş. Geceler birbiri ardından hızla geçip gidiyormuş ve aşık asker, sevgisini itiraf edecek cesareti bir türlü bulamıyormuş. Çocuk onu savaşması için diğer askerlerin yanına koyduğu zamanlar, kızın onun ne kadar cesur olduğunu görmesini ümit edermiş. Akşamları, balerin ona korkup korkmadığını sorduğunda, gururla “hayır” dermiş. Ama askerin ısrarlı bakışları ve iç çekişleri sürpriz kutusu içinde kapalı duran küçük şeytanın dikkatinden kaçmamış. Gece yarısı olup da, kutu tıpkı bir büyü yapılmış gibi açılıverdiğinde, parmağıyla zavallı askeri işaret ediyormuş. Derken bir gece, küçük şeytan ağzındaki baklayı çıkarmış: “Hey, sen! Balerine fazla bakma!” Zavallı askercik, şaşkınlıkla kıpkırmızı kesilmiş ama nazik balerin, onu rahatlatmış: “O çirkin, kıskanç şeyi dinleme! Ben seninle sohbet etmeyi çok seviyorum!” Bunları söyledikten sonra, o da kızarmış. İkisi de öyle utangaçmış ki, birbirlerini sevdiklerini söyleyememişler! Derken bir gün birbirlerinden ayrılmışlar. Çocuk kurşun askeri alıp pencerenin önüne koymuş. ... Devamı

ÇİRKİN ÖRDEK YAVRUSU

2007-06-16 18:35:00

Bir varmış, bir yokmuş… eski bir çiftlikte yaşayan bir ördek ailesi varmış. Anne ördeğin yeni yavrular için kuluçkaya yatma süresi yeni dolmuş. Güzel bir sabah, altı tane kıpır kıpır ördek yavrusu, cıvıldayarak yumurtadan çıkmışlar. Ama diğerlerinden daha büyük olan bir yumurta açılmamış. Anne ördek bu yedinci yumurtayı yumurtladığını hatırlamıyormuş. Peki burada ne işi varmış? TAK! TAK! İçeride hapis kalan yavru, yumurtanın kabuğuna vurmaya devam ediyormuş. “Acaba sayıyı şaşırmış olabilir miyim?” diye kendi kendine sormuş, anne ördek. Ama şüphelerini açığa kavuşturacak zaman bulamamış, çünkü geç kalan yumurta da açılıvermiş: Sarı değil de gri tüyleri olan tuhaf bir ördek yavrusu yumurtadan çıkıp şaşkın şaşkın annesine bakmış. Ördek yavruları hızla büyüyormuş. Ama anne ördek dertliymiş. Ne zaman en son doğana baksa: “O kadar çirkin ki, bu nasıl benim yavrum olur anlamıyorum!” diyormuş, şaşkın şaşkın. Gerçekten de, gri ördek yavrusu güzel olmadığı gibi, kardeşlerinden daha çok yediği için de hepsinden daha iriymiş. İlerleyen günler zavallı ördek yavrusuna yalnızca üzüntü getirmiş. Çirkin ve hantal olduğu için kardeşleri onunla oyun oynamak istememişler. Kümesteki diğer hayvanlar da ona gülüyorlarmış. Kısacası, arada sırada anne ördek onu teselli etse de, kendini yalnız ve mutsuz hissediyormuş: “Zavallı çirkin oğlum!” dermiş annesi, “Neden sen de diğerlerine benzemedin sanki?” Zavallı küçük yavrunun mutsuzluğu günden güne artıyormuş. Herkesin kendisini dışladığını düşünüyor, geceleri gizli gizli ağlıyormuş. “Kimse beni sevmiyor, burada benimle herkes alay ediyor. Ah! Ne için ben de kardeşlerime benzemiyorum?” Bir sabah, çiftlikten kaçmış. Mola verdiği küçük gölde, karşısına çıkan herkese soruyormuş: “Benim gibi gri tüyleri olan ördekler nerede, biliyor musunuz?” Herkes başını sallıyor, “Senin kadar çirkin kimseyi tanımıyoruz” diyormuş. Ördek yavrusu yılmamış ve aynı s... Devamı